Kullanmak istediğiniz her bitkisel ürün tipi için piyasada Sağlık Bakanlığı tarafından izin verilen müstahzarları bulmak mümkün değil henüz. Sağlık Bakanlığı izin verirken bilimsel belgeleri göz önüne aldığından, yeterli bilimsel veri sağlanamaması veya gerekli kalite analizlerinin yapılmamış olması durumunda satış izni vermemektedir. Bu durumda firma, eğer ürün içerisindeki bileşenler “pozitif liste” diye adlandırılan bilimsel mantığa aykırı bir liste içerisinde yer alıyorsa, Tarım Bakanlığından “Gıda desteği” gibi yapay bir sınıflandırma altında satış izin alabilmekte. Ancak bu durumda, satılan ürün ile ilgili hiç bir kalite analizi istenmediğinden, ve tabi yapılmadığından, “üretici firma güvenilirliği” ön plana çıkıyor. Daha önce de belirttiğim gibi, nasıl ki kişileri giyimleri ile rasyonel bir şekilde değerlendiremiyorsak, firma güvenilirliği de “ambalajın güzelliği” ile değerlendirilemez.
Ürünün Sağlık Bakanlığından izin alması durumunda bile sakın gözü kapalı “güvenli ve etkilidir” şeklinde bir düşünceye kapılmayın. Çünkü maalesef Avrupa Birliği uyumu çerçevesinde uygulanan bazı “mantık dışı kurallar” çerçevesinde bazı ürünler işi kılıfına uydurup “Tıbbi Cihaz” adı altında izin alabiliyor. Peki farkı ne? Tıbbi cihaz olarak nitelendirilebilmesi için ürünün Avrupa’da bir ülkeden CE-belgesi alması yeterli; bu durumda cihaz niteliği kazandığından herhangi bir kalite analizi falan istenmiyor. Bakıyorsunuz bitkisel bir karışım ama, nasıl olmuşsa CE belgesi almış! Bu nedenle aldığınız ürünün üzerinde CE-belgesi varsa bunu bir güvenilirlik işareti olarak değerlendirirken bir kere daha düşünün.
Satın alacağınız yerde çalışanların bu konuda eğitimi var mı?
Hiç şüphesiz, hangi sınıflandırma içerisinde olursa olsun, ister gıda desteği, istese tedavi desteği, insan sağlığının korunması veya tedaviye yardımcı ürünler de birer ilaçtır ve ilacın temin edileceği adres Eczanelerdir. Tüm ilaçlarda olduğu gibi bitkisel ilaçlar konusunda da eğitim almış tek meslek grubu eczacılardır. Alacağınız ilaç ile ilgili kalite belgelerini, güvenilirliklerini, varsa diğer kullandığınız ilaçlar ile olası etkileşme ve riskleri sorarak öğrenebilirsiniz. Ancak şüphesiz, her eczacının aynı bilgi birikimine sahip olduğunu söyleyebilmek mümkün değil. Çünkü bitkisel ilaç konusunda bilgiler çok büyük bir hızla değişebiliyor. Yeni yeni araştırmalar ile zaman içerisinde farklı yaklaşımlar ortaya çıkabiliyor. Dolayısıyla bu konudaki gelişmelerin sürekli yenilenmesi gerekiyor. Bu nedenle, bu konuda size yeterli cevap verebilen ve daha ileri eğitim almış olanların tercih edilmesi kaçınılmaz. Eczane dışındaki adreslerde ise satıcıların konu ile ilgili eğitim ve bilgisini öğrenmek ve belgelemesini istemek doğru olacaktır.
Müjde artık kanser olmayacağız!
Evde kedi besleyenler bilir, kedinin tuvalet ihtiyaçlarını karşılaması için marketlerde torbalar halinde “kedi kumu” satılır. Bu materyali geniş bir kap içerisine dökerek kedinin tuvaletini buraya yapması sağlansınız. Yüksek emicilik özelliğine sahip zeolit (klinoptilolit) bileşiminde olan bu materyal kokuyu ve idrarı emerek kokmasını önler. Zeolit, tarım ve hayvancılık alanında da kullanılır ve esasen yanardağ küllerinden elde edilen alüminosilikat bileşimine sahip bir üründür. Bu hafta içerisinde Kanal D haberlerinde volkanik kül ile ilgili bir haber vardı. Zeolit tabletlerinin midede patlayarak başta kanser olmak üzere, kalp ve damar hastalıkları, bağışıklık sistemi hastalıkları, karaciğer hastalıkları,... gibi her derde deva olacağı belirtiliyordu. Peki etkisini nasıl gösterecek? Yüksek emicilik özelliği nedeniyle mide-bağırsak sistemindeki tüm zararlı toksinleri ve yağları emecek, dolayısıyla bunlar kana karışmadığından zarar vermesini önleyecek. Teorik olarak güzel! ama seçici bir emme yeteneği bulunmadığından kişinin kullandığı tüm ilaçların; tansiyon ilacı, kolesterol ilacı, kanser ilacı, ... ve ayrıca besinlerdeki vitamin ve diğer besleyici unsurların emilimini de engellemez mi? Yukarıda bahsettiğim şekilde tıbbi cihaz olarak izin alan bu ürünün bu şekilde kullanımının yararlı olabileceğine dair bilimsel hiç bir kanıta maalesef rastlamadım.
Bir okuyucumdan aldığım bir mesaj beni gerçekten çok gururlandırdı. Piyasadaki olumsuzlukları yazılarımda aktardığım için yorumlarına güvendiği iki kişiden biri olduğumu ifade ediyordu. Kendisine çok teşekkür ederim. Ama bu mesajdan sonra eski yazılarıma bakıp bir öz değerlendirme yapmaya çalıştım, acaba çok mu “olumsuz yazılar” yazıyorum diye. Esasında “Doğal ilaçlar” bir yaşam boyu üzerinde çalıştığım ve güvendiğim bir konu. Ne kadar etkili olabileceği, etkinlik ve yetersizlikleri konusunda olduğu gibi, yan etki ve zararları konusunda da bir fikir sahibiyim (asla biliyorum diyemezsiniz). Benim karşı çıktığım, bu nitelikleri abartarak insan sağlığı üzerinden haksız kazanç edinilmesi. Şüphesiz, bir bilim adamı olarak bana yeterli bilimsel destek sunulması durumunda bir olumsuz görüş belirtmem söz konusu olamaz. Benim hasretim insan sağlığını her şeyin üzerinde tutarak doğanın tedavi gücünden bu amaçla yararlanmaya çalışan kişi ve kurumlar.



















